Rahim ağzının kanser öncesi lezyonları (CİN1,CİN2,CİN3) belirti vermemesine rağmen, spesifik tanı yöntemleri ile saptanabilmekte ve uygun bir tedavi ile serviks kanserine ( rahim ağzı kanseri) bağlı ölümlerin büyük bir kısmını önlemek mümkün olmaktadır.
Rahim ağzı kanserinin ön tanısı üzerinde uzun yıllardan beri sitolojik, histolojik ve fiziksel tanı yöntemleri ile yoğun araştırmalar yapılmıştır. Bugünkü bilgilerimize göre rahim ağzı kanserinin aniden ortaya çıkmadığı, preinvazif lezyonların (kanser öncesi lezyonların- CİN1,CİN2,CİN3-) kişiden kişiye farklılık gösterdiği, belirli bir zaman süresi sonunda kansere dönüştüğü ve hatta bu kanser öncesi lezyonların belirli bir ölçüde geriledikleri kabul edilmektedir.
Rahim ağzı kanserini ve kanserin öncü lezyonlarını taramada smear testi ilk sırada gelmektedir. Rahim ağzı sitolojik anormallikleri tanımlamak için Bethesda sınıflaması kullanılmaktadır. Bethesda Sistemi'nde, olası kanser öncesi skuamöz lezyonlar dört kategoriye ayrılmaktadır:
Önemi belirgin olmayan atipik squamöz intraepitelyal lezyonlar (ASCUS), ekarte edilemeyen HSIL (ASC-H), düşük grade squamöz intraepitelyal lezyonlar (LSIL) ve yüksek grade squamöz intraepitelyal lezyonlar (HSIL).
![]() |
31 yaşında bir hastada pap smear
testi (thin preparat) sonucu tespit edilen ASC-H,
mikroskopik sitoloji görüntüsü. Hastaya kolposkopik biopsi ve endoservikal küretaj (ECC) uygulandı. |
Glandüler epitelle ilgili patolojiler ise bu sistemde; Önemi belirlenemeyen atipik glandüler hücreler (AGUS), endoservikal adenokarsinom, endometriyal adenokarsinom, extrauterin adenokarsinom ve orjini belirlenemeyen adenokarsinom başlıkları altında toplanmaktadır .
Atipik skuamöz hücrelerin değerlendirilmesi üstesinden gelinmesi gereken zor bir konudur. Çünkü uygun tedavi ve değerlendirmeler konusunda çelişkili ve kesin olmayan bilgiler vardır. ASCUS pap smearlar % 3-10 oranında yüksek grade lezyon barındırırlar. ASC-H smear sonuçlu hastalarda fazla miktarda orta/ağır displazi ve daha ağır lezyon olasılığı vardır ve ASCUS'a göre daha ciddidir. Bu yüzden kolposkopik olarak değerlendirilmesi gerekir. % 25-75 gibi değişen oranlarda CIN II-CIN III ve daha ağır lezyon olasılığı bildirilmektedir.
Glandüler hücre anormallikleri % 0.5 gibi bir orandadır ve epitelyal hücre anormalliklerine göre daha az görülür. Skuamöz ve glandüler prekürsör lezyonları ve kanserleri ile ilişkili olabileceğinden dolayı, bunların uygun bir şekilde değerlendirilmesi önemlidir. Atipik glandüler hücreli tüm hastalara sınıflamasına bakılmaksızın, kolposkopi ve endoservikal küretaj yapılmalıdır. Smear tekrarı bu hastalarda kabul edilemez. Öncelikle kanser , muhtemelen adenokarsinoma insitu rapor edilen hastalara, kolposkopi ve endoservikal küretajı takiben diagnostik operasyonel işlem uygulanmalıdır.
Smear testi ve kolposkopi birbirini tamamlayıcı yöntemlerdir. Kolposkopi smear testinde sorun çıktığı durumların değerlendirilmesinde kullanılır. Kolposkopi parlak ışıkta, rahim ağzının 6-40 kez büyütülerek doğrudan incelenmesini sağlayan bir mikroskoptur. Rahim ağzı kolposkopisinin amacı, transformasyon zonunda, rahim ağzı üzerinde ya da rahim ağzı kanalında bulunan lezyonların tanımlanması, kanser öncüsü rahim ağzı lezyonlarının varlığının araştırılması ve anormal pap-smear sonucunda biyopsi yapılacak alanların tespit edilmesidir. Sonuç olarak smear testi, kolposkopik inceleme ve gerektiğinde yapılan biopsi verilerin birlikte incelenmesiyle hastaya en doğru yaklaşım yapılmış olur.
ASCUS un takibinde üç yol izlenebilmektedir. Birincisi hastayı altı ayda bir kontrole çağırıp smear alınması, ikincisi HPV tiplendirme testi yapılması, üçüncüsü ise kolposkopi yapılarak olası riskli bölgelerin belirlenmesi ve gerekli olursa biyopsi alınmasıdır. Anormal smear sonuçlarının değerlendirilmesi ve biyopsi alınması için kolposkopi uzun yıllardır kullanılmaktadır. Takip eden hastaya en uygun yöntemi seçecektir.
![]() HPV,Genital Siğil Sorunu, Genital Siğiller Kondilom Tedavisi Ve Yeni Gelişmeler Hakkındaki Diğer Tüm Yazılarımız İçin ... (Tıklayın) |

